Zaman zaman ülkemizde yeterince teknoloji ve yazılım geliştiremediğimizden yakınıp dururuz. Halbuki bir alanda gelişim, diğer alandaki gelişimlere paralel ilerler ve mutlaka ekosistem tarafından desteklenmesi gerekir. Son dönemde sürekli kullandığımız ‘akıllı fabrika’ ve ‘akıllı işletme’ terimlerinin arkasında önemli bir milli markamız var. 30 yılı aşkın süredir Türk sanayisi ve işletmeler için gelişim sağlayan İletişim Yazılım çok daha büyük hedeflerle gurur kaynağımız olmaya devam ediyor. Şirketin başarı hikayesini şirketin genel müdürü ve icra kurulu başkanı Selçuk Şen ile konuştuk.
- Kuruluş ve bugünlere geliş hikayenizden kısaca bahsedebilir misiniz?
İletişim Yazılım’ın hikâyesi 1994 yılında Bursa’da başladı. 30 yılı aşkın süredir Türkiye’de sanayinin ve işletmelerin teknolojiyle dönüşümüne eşlik ediyoruz.
Benim İletişim Yazılım’daki yolculuğum ise 18 yıl önce başladı. Bu süreçte hem teknolojinin hem de işletmelerin ihtiyaçlarının önemli ölçüde değiştiğine tanıklık ettim. Geçmişte dijitalleşme daha çok süreçleri bilgisayar ortamına taşımakla sınırlıyken, bugün işletmeler veriyi gerçek zamanlı kullanmak, süreçlerini entegre etmek ve yapay zekâ ile daha öngörülü kararlar almak istiyor.
Şirketimizin gelişimini yalnızca ürünlerimizin gelişimi olarak görmüyorum. Asıl gelişimin, müşterilerimizin problemleri değiştikçe bizim de kendimizi sürekli yenilememiz olduğunu düşünüyorum.
Bugün geldiğimiz noktada da değişmeyen yaklaşımımız şu: Teknolojiyi teknoloji olduğu için değil, işletmeye gerçek bir değer kattığı için kullanmak.
- Hangi alanda ürün ve çözümler sunuyorsunuz?
Temel olarak işletmelerin üretimden yönetime kadar uzanan süreçlerini dijitalleştiren, bu süreçlerden elde edilen veriyi anlamlı hale getiren ve yapay zekâ ile daha akıllı karar mekanizmalarına dönüştüren çözümler geliştiriyoruz.
Bugün çözümlerimizi Akıllı Fabrika, Akıllı İşletme ve Yapay Zekâ ekseninde ele alabiliriz.
Akıllı Fabrika tarafında CoralReef MES ile üretim süreçlerinin planlanması, izlenmesi ve yönetilmesini; CoralReef IoT ile makinelerden gerçek zamanlı veri toplanmasını sağlıyoruz. Bunun yanında kalite, bakım, izlenebilirlik, E-Kanban ve Milk Run gibi farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştiriyoruz.
Akıllı İşletme tarafında ise ManageMind BPM ile kurumların iş süreçlerini dijitalleştirmelerine, süreçlerini ölçmelerine ve daha etkin şekilde yönetmelerine yardımcı oluyoruz.
Bunların üzerinde ise yapay zekâyı, hem Akıllı Fabrika hem de Akıllı İşletme yaklaşımımızın önemli bir teknoloji katmanı olarak görüyoruz. Çünkü bugün artık yalnızca veriyi toplamak veya süreçleri dijitalleştirmek yeterli değil. Elde edilen veriyi analiz edebilmek, anlamlandırabilmek ve karar süreçlerine aktarabilmek gerekiyor.
Bu doğrultuda kestirimci bakımda CoralCare+, doğal dil ile veri sorgulama ve raporlamada ManageSQL AI, kurumsal bilgiye ve süreçlere erişimde ise Cora AI gibi yapay zekâ destekli çözümler geliştiriyoruz.
Kendi deneyimimde şunu çok net gördüm: İşletmeler artık birbirinden bağımsız yazılımlardan çok, verinin üretim sahasından yönetime kadar kesintisiz aktığı ve yapay zekâ ile anlamlandırıldığı bütünleşik yapılara ihtiyaç duyuyor.
Bizim hedefimiz de tam olarak bu. Üretimden yönetime kadar işletmenin verisini toplayan, süreçlerini yöneten ve yapay zekâ ile bu veriden anlamlı sonuçlar üreterek karar alma süreçlerini destekleyen akıllı işletme ekosistemleri oluşturmak.

- Sık sık yeterince yerli yazılım ve teknoloji geliştiremediğimizden yakınırdık. Sizce bu algı büyük oranda değişti mi? Daha iyiye gidebilmek için sizin önerileriniz nelerdir?
Türkiye’de yerli yazılım ve teknoloji üretimine bakışın önemli ölçüde değiştiğini düşünüyorum. Artık kendi ürünlerini geliştiren, Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapan, yeni nesil teknolojiler üreten güçlü bir ekosistemimiz var.
Bundan sonraki hedefimiz ise yalnızca yerli teknoloji üretmek değil; özgün, ölçeklenebilir ve global ölçekte rekabet edebilen teknolojiler geliştirmek olmalı.
Türkiye’nin güçlü bir sanayi altyapısı var. Bu gücü teknoloji geliştirme kapasitemizle daha fazla birleştirmek için sürdürülebilir Ar-Ge yatırımlarına, üniversite-sanayi iş birliklerine ve nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var.
Biz de Türkiye’de geliştirdiğimiz teknolojileri uluslararası pazarlarda rekabet edebilen ürünlere dönüştürmeyi hedefliyoruz.
- Akıllı üretim ya da akıllı işletme kavramları halen bazı karar vericileri korkutuyor. Hem maliyetleri hem de süreçleri yönetemeyecekleri için endişe duyuyorlar. Kendilerine neler söylemek istersiniz?
Bu endişeyi anlaşılır buluyorum. Dijital dönüşüm yalnızca bir teknoloji yatırımı değil; işletmenin süreçlerini ve çalışma biçimini dönüştüren bir süreç. Bu nedenle doğru ihtiyaç analiziyle başlaması gerekiyor.
Biz de projeler öncesinde gerçekleştirdiğimiz kavramsal analiz çalışmalarında işletmenin mevcut süreçlerini, darboğazlarını, iyileştirme alanlarını ve hedeflerini birlikte değerlendiriyoruz. Böylece ihtiyaçları netleştirip projeyi bu doğrultuda planlıyoruz.
Teknoloji yatırımına da yalnızca maliyet olarak bakmamak gerekiyor. Asıl soru, işletmeye ne kadar verimlilik, görünürlük, kontrol ve karar alma avantajı sağlayacağı.
Doğru planlanan bir dijital dönüşüm işletmeyi karmaşıklaştırmaz; aksine daha ölçülebilir, şeffaf ve yönetilebilir hale getirir.
Yapay zekânın sizin süreçlerinizi ve dolayısıyla üretim, işletme süreçlerini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
Yapay zekânın işletmelerin çalışma biçimini önemli ölçüde değiştireceğini düşünüyorum. Ancak bu dönüşümün yalnızca teknolojiyle değil, insan, süreç ve teknolojinin birlikte dönüşmesiyle gerçekleşeceğine inanıyorum.
Bugün işletmeler çok büyük miktarda veri üretiyor. Asıl farkı yaratacak olan, bu veriyi yapay zekâ ile doğru zamanda anlamlandırarak karar süreçlerine aktarabilmek. Biz de bunu CoralCare+, ManageSQL AI ve diğer yapay zekâ destekli çözümlerimizle mevcut yapılarımızın içerisine entegre ediyoruz.
Önümüzdeki dönemde yapay zekânın MES, IoT ve BPM gibi sistemlerin doğal bir parçası haline geleceğini düşünüyorum. Bu nedenle kendi ekiplerimizi ve çalışma biçimimizi de bu dönüşüme hazırlıyoruz; yeni teknolojilerin etkin kullanımı ve yapay zekânın iş süreçlerimize entegre edilmesi konusunda çalışmalar yürütüyoruz.
Çünkü yapay zekâ dönüşümü, yalnızca teknolojiye yatırım yaparak değil, kurumun tamamının bu değişime uyum sağlamasıyla mümkün olacak.
- Eklemek istedikleriniz?
30 yılı aşkın süredir değişen teknolojiyle birlikte biz de kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Ancak bizim için değişmeyen nokta, geliştirdiğimiz teknolojinin işletmelerde gerçek bir karşılık bulması.
Bugün yapay zekâdan IoT’ye, MES’ten iş süreçlerinin dijitalleşmesine kadar birçok teknolojiyi konuşuyoruz. Biz bunları birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, işletmelerin daha verimli, daha çevik ve daha sürdürülebilir çalışmasını sağlayan bir bütün olarak değerlendiriyoruz.
Önümüzdeki dönemde de bu bakış açısıyla inovasyona yatırım yapmaya, Türkiye’de geliştirdiğimiz teknolojilerle sanayimizin dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz. Benim için önemli olan, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına çözüm üretmek değil; teknolojinin getireceği değişimi öngörerek işletmelerimizi buna bugünden hazırlayabilmek.



























