Türk endüstri tarihi bazen detayları az bilinen başarı hikayeleri ile doludur. Bu hikayelerden en heyecan vericilerinden birini sizlere anlatmak istedik. Ülkemizde exproof (alevsızdırmaz) ürünlerinin ilk üreticilerinden olan Protaş bu yıl 37inci yılını kutluyor. Markanın kuruluş ve gelişim hikayesini Protaş Genel Müdürü Samet Gülnar konuştuk.
- Öncelikle Protaş’ı yakından tanımayan okuyucularımız için kuruluş hikayenizden kısaca bahseder misiniz?
Protaş’ın hikayesi, Türkiye’de exproof (alevsızdırmaz) ekipman üretiminin hikayesiyle iç içedir. Köklerimiz, 1978 yılında kurulan ve bu alanda ülkemizin öncülerinden olan Pesaş’a uzanıyor. Pesaş faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığında, yıllar içinde biriken mühendislik bilgisinin ve üretim ustalığının yok olmasına gönlü razı olmayan çalışanlar bir araya gelerek 1 Mayıs 1989’da Protaş’ı kurdu. Yani Protaş, bir sermaye grubunun değil; bu ürünleri bizzat üreten, işine gönül vermiş insanların kurduğu bir şirkettir. O günün ustalarından bugünün genç mühendislerine aktarılan bu ruh, fabrikamızda hala hissedilir.

Kurucularımızın attığı sağlam temel üzerinde adım adım büyüdük. 2006 yılında Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesisimize taşındık. Bugün toplam 5.000 metrekarelik alanımızın 2.500 metrekaresi kapalı olmak üzere, tasarımdan üretime, satıştan satış sonrası hizmete kadar tüm süreçleri tek çatı altında yürütüyoruz. Bu yıl, 37 yılı geride bıraktık. Türkiye’de bu alandaki pek çok ilkin altında imzamız var ve bugün ülkemizin en köklü exproof ekipman üreticilerinden biri konumundayız.
Bizim işimizin özünde şu var: ürettiğimiz her ürünün ucunda bir insan hayatı duruyor. Patlayıcı, parlayıcı ve zehirli ortamlarda çalışan insanların akşam evlerine sağ salim dönebilmesi, bu işi yapma nedenimiz. 37 yıldır bizi ayakta tutan da bu sorumluluk duygusudur.
- Hangi alanlarda üretim yapıyorsunuz? Önümüzdeki dönemde hangi yeni ürünleri kullanıcılara sunacaksınız?
Ana uzmanlık alanımız, patlayıcı ortamlarda güvenle kullanılabilen exproof elektrik ekipmanları. Bugün 3.000’i aşkın ürün çeşidimiz var: Ex aydınlatma armatürleri (LED lineer armatürlerden projektörlere ve ikaz armatürlerine kadar), Ex bağlantı kutuları ve panolar, kontrol ve kumanda kutuları, fiş-priz grupları, rakorlar ve kablo bağlantı elemanları, switchler, sirenler ve acil uyarı ürünleri ile kamera muhafazaları bunların başlıcaları. Ürünlerimiz EN 60079 serisi standartlarına göre sertifikalıdır. Petrol ve doğal gaz, kimya, ilaç, gıda, maden, enerji, denizcilik ve gaz dağıtımı başta olmak üzere patlayıcı ortam riski bulunan tüm sektörlere; sanayi tesislerine, elektrik taahhüt ve otomasyon firmalarına hizmet veriyoruz.
Önümüzdeki dönem için heyecanlıyız, çünkü ürün gamımızı dört ana başlıkta genişletiyoruz. İlki topraklama tarafı; doğrudan üreticisi olduğumuz PTC.1000 ailesi tanker topraklama kontrol ve kilitleme cihazlarımızla, dolum tesislerinde ve tanker sahalarında statik elektrik kaynaklı riskleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. İkincisi, tehlikeli sahaların güvenle izlenmesine imkan veren exproof kamera ve görüntüleme çözümlerimiz. Üçüncüsü, alevsızdırmaz (Ex d) ürünlerimizin yanına eklediğimiz artırılmış emniyet (Ex e) koruma tipindeki yeni ürün ailelerimiz; böylece her uygulamaya doğru koruma tipiyle ve daha ekonomik çözümlerle cevap verebileceğiz. Dördüncüsü ise, ürünün ötesine geçen bir adım: müşterilerimize projelendirmeden ürüne, montaj sonrası uygunluk kontrolünden periyodik bakıma uzanan uçtan uca bir Ex çözümü sunmak istiyoruz. Bunun için uzun soluklu servis ve garanti modelleri üzerinde çalışıyoruz; olgunlaştığında duyuracağız.
Bu vizyonun en güçlü ayağı, grup şirketimiz Prosense ile sinerjimiz. Bu yıl 20. yaşını kutlayan Prosense, gaz ve alev algılama sistemlerinde 80’den fazla ülkeye ihracat yapan, Ar-Ge merkezine sahip bir teknoloji şirketi. Protaş’ın mekanik üretimdeki profesyonelliği ile Prosense’in elektronik ve yazılım yetkinliğini birleştiriyoruz. Bir tesisin exproof aydınlatmasından bağlantı kutusuna, gaz dedektöründen alev dedektörüne ve kontrol paneline kadar tüm güvenlik altyapısını tek elden ve birbiriyle konuşan sistemler halinde kurabilen bir grup olacağız. Bu iki yetkinliğin birleşiminden önümüzdeki dönemde çok güzel işler çıkacak; akıllı, endüstriyel otomasyon sistemleriyle entegre olabilen yeni nesil Ex ürünler bunların başında geliyor.
- Türkiye Ex-Proof, iş ve yangın güvenliği konularında nasıl bir ilerleme kaydediyor? Sizce daha yolun neresindeyiz?
Son 15 yılda çok ciddi mesafe aldık. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bir dönüm noktasıydı. Ardından ATEX direktifleriyle uyumlu yönetmeliklerimiz devreye girdi; bugün patlayıcı ortamı bulunan her işletmenin Patlamadan Korunma Dokümanı hazırlaması, sahasını zone’lara ayırması ve bu bölgelerde sertifikalı ekipman kullanması yasal zorunluluk. Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ve büyük endüstriyel kazalara ilişkin BEKRA mevzuatıyla birlikte çerçeve, Avrupa ile büyük ölçüde uyumlu hale geldi. Mevzuat tarafında yolun büyük bölümünü tamamladığımızı söyleyebilirim.
Sahada da olumlu bir dönüşüm var. Denetimler eskiye göre çok daha teknik ve derinlemesine yapılıyor; programlı sektörel teftişlerde artık trafo köşkünden ekipman sertifikasına, periyodik kontrol raporlarına kadar her detay inceleniyor. Bunu kendi tesislerimizde de yaşıyoruz ve doğrusu olumlu buluyoruz; çünkü nitelikli denetim, nitelikli güvenlik kültürünü besliyor. Büyük sanayi kuruluşlarında, enerji ve petrokimya yatırımlarında ATEX uygunluğu artık pazarlık konusu bile değil, ön şart.
Bununla birlikte kat etmemiz gereken yol da net. Birincisi, farkındalık büyük tesislerde yüksek ama KOBİ ölçeğinde hala eksik; birçok işletme patlayıcı ortam riskini ya bilmiyor ya da erteliyor. İkincisi, piyasada sertifikasız veya sertifikası şüpheli ürünler dolaşabiliyor; yalnızca fiyat odaklı satın alma bu ürünlere alan açıyor. Piyasa gözetimi ve denetimin güçlenmesi hepimizin lehine. Üçüncüsü, doğru ürün yanlış montajla güvensiz hale gelebiliyor; kurulum kalitesi ile işletme dönemindeki periyodik muayene ve bakım kültürü henüz istediğimiz olgunlukta değil. Bu alanda yetişmiş insan kaynağına da ihtiyacımız var.
Özetle şöyle söyleyeyim; mevzuatta yolun sonuna yaklaştık, uygulamada yolun ortasındayız, güvenlik kültüründe ise daha kat edecek mesafemiz var. Güvenlik, denetim korkusuyla değil içselleştirilerek sağlandığında hedefe ulaşmış olacağız. Ben iyimserim; çünkü yönümüz doğru ve hız kazanıyoruz.
- Daha güvenli bir iş hayatı için sizin sektörlerden ve müşterilerinizden beklentileriniz nelerdir?
İlk beklentimiz bir zihniyet meselesi. Güvenlik harcamalarını maliyet değil yatırım olarak görmek. Bir patlamanın ya da yangının bedeli; insani kayıplar bir yana, üretim kaybı, hukuki sorumluluk ve itibar kaybıyla birlikte hiçbir güvenlik yatırımıyla kıyaslanamayacak kadar ağırdır. Kaza olmadan önce alınan önlem, her zaman en ucuz önlemdir.
İkincisi satın alma alışkanlıklarıyla ilgili. Ekipman seçerken yalnızca fiyata değil; sertifikanın gerçekliğine, kapsamına, ürün etiketine ve koruma tipinin uygulamaya uygunluğuna bakılmasını istiyoruz. Sertifikayı sorgulamak ayıp değil, haktır. En ucuz ürün, sertifikası gerçek çıkmadığında ya da sahada sorun yaşattığında en pahalı ürün haline gelir. İzlenebilirlik sunan, satış sonrası desteği olan ve ürününün arkasında duran üreticilerle çalışılmasını öneriyoruz. Yerli üreticinin hızlı tedarik, mühendislik desteği ve uygulamaya özel çözüm üretebilme avantajı da cabası.
Üçüncüsü, güvenliğin projeye en baştan dahil edilmesi. Zone sınıflandırması doğru yapılmadan seçilen ekipman, ne kadar kaliteli olursa olsun doğru çözüm değildir. Tasarım aşamasında uzman firmalara danışılması, ileride hem can güvenliği hem de bütçe açısından büyük fark yaratıyor. Montajın ehil ekiplerce yapılması ve devreye alma sonrasında periyodik kontrollerin aksatılmaması da bu zincirin vazgeçilmez halkaları.
Sektör paydaşlarımızdan beklentimiz ise iş birliği ve adil rekabet. EPC, taahhüt, otomasyon ve yangın güvenliği firmalarıyla projelerin erken aşamasında bir araya geldiğimizde ortaya çok daha güvenli ve ekonomik çözümler çıkıyor. Sertifikasız ürünle haksız rekabetin önlenmesi de hepimizin ortak sorumluluğu; bu konuda kamunun denetim mekanizmalarını sonuna kadar destekliyoruz.
- Okuyucularımıza son olarak neler söylemek istersiniz?
Patlayıcı ortam güvenliği, ertelenebilecek bir konu değil. İnsan hayatının söz konusu olduğu yerde “idare eder” yaklaşımına yer yok. Tesisinizde küçük de olsa bir şüpheniz varsa bugün harekete geçin; yarın geç olabilir. Kapımız, ürün seçiminden zone sınıflandırmasına, mevcut tesislerin değerlendirilmesine kadar her konuda herkese açık.
Bir de şunu söylemek isterim: Türkiye bu teknolojiyi üretebiliyor. 37 yıldır ülkemizin dört bir yanındaki tesisler için güvenlik üretiyoruz ve hedefimiz bu birikimi küresel bir markaya dönüştürmek. Yerli üretime güvenen, bizi bu yolculukta yalnız bırakmayan tüm müşterilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ederiz.
Son olarak automationtr.com ailesine, bu sektöre verdiği önem ve keyifli röportaj için teşekkür ediyorum. Tüm okuyucularımıza kazasız, sağlıklı ve güvenli günler diliyorum. Unutmayalım; hiçbir iş, güvenle yapılamayacak kadar acil değildir.



























