Ana sayfa OTOMASYON OKULU OTOMASYONDA ÖRNEK BİR KARİYER HİKAYESİ; ERDİNÇ KARATAŞ

OTOMASYONDA ÖRNEK BİR KARİYER HİKAYESİ; ERDİNÇ KARATAŞ

PAYLAŞ

Pek çok sektörde olduğu gibi global pazarlarda endüstri ve otomasyon alanında da Türk yöneticilerin sayısı ve başarıları artıyor. Son dönemde gurur vesilemiz olan başarılı yöneticilerden biri de Erdinç Karataş.

Uzun yıllardır hem Türkiye’de hem de Avrupa’da global markalarda profesyonel yönetici olarak görev yapan Erdinç Karataş, INVT markasının Almanya kurucu genel müdürü olarak kariyerine devam ediyor. Bu hafta kendisi konuğumuz oldu ve çok samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. 

  • Öncelikle kendinizi kısaca okuyucularımıza tanıtabilir misiniz?

Yaklaşık 28 yıldır endüstriyel otomasyon sektöründe çalışıyorum. Kariyerime Türkiye’de başladım ve sonrasında yaklaşık 20 yıl boyunca endüstriyel otomasyon ve sürücü liderlerinden olan global bir firma bünyesinde Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika pazarlarında satış, pazarlama, iş geliştirme ve üst düzey yöneticilik görevleri üstlendim.

Bu süreçte endüstriyel otomasyon, enstrümantasyon, sürücü teknolojileri, PLC ve hareket kontrol sistemleri alanlarında global satış, pazarlama ve ayni zamanda büyük ölçekli endüstriyel projeler üzerine yoğunlaştım.

Partner kanalı uzmanı olarak, birçok ülkede Go-to-Market ve yeni iş kurma ve geliştirme odaklı çalıştım, ayrıca farklı ülkelerde ekipler yönettim, uluslararası müşterilerle çalıştım ve birçok pazarda büyüme stratejilerinin oluşturulmasına liderlik ettim.

Bugün ise INVT Almanya’nın kurucu genel müdürü olarak şirketimizin Almanya yapılanmasını oluşturuyoruz ve Avrupa’daki büyüme stratejisine katkı sağlayacak güçlü bir organizasyon kuruyoruz.

Evli, 2 çocuk babasıyım, Almanya vatandaşıyım.

  • INVT markası ile tanışmanız nasıl oldu? Şirketin başarı hikayesini okuyucularımıza anlatabilir misiniz?

INVT’yi aslında sektörün içinden uzun yıllardır tanıyordum. Özellikle frekans konvertörleri ve endüstriyel otomasyon alanında küresel pazarda giderek daha görünür hale gelen bir marka olarak dikkatimi çekiyordu.

Şirketi daha yakından tanıma fırsatı bulduğumda ise INVT’nin artık yalnızca bir ürün üreticisi olmadığını gördüm. Güçlü Ar-Ge altyapısı, sürekli ürün geliştirme anlayışı ve oldukça geniş ürün portföyüyle bugün endüstriyel otomasyon, hareket kontrolü, orta ve alçak gerilim sürücüler, UPS ve Network Power çözümleri, güneş enerjisi inverterleri, enerji depolama sistemleri ve E-Mobility teknolojileri gibi birçok alanda faaliyet gösteren küresel bir teknoloji şirketi konumunda.

Bugün INVT’nin ürünleri dünyanın 120’den fazla ülkesinde kullanılmakta, 180’den fazla servis merkezi, 1000’den fazla partner ile birlikte şirket birçok bölgede kendi organizasyonlarıyla faaliyet göstermektedir.

Beni en çok etkileyen noktalardan biri ise şirketin uzun vadeli bakış açısı, teknolojiye ve ARGE ye yatirimi ve dinamik olusu oldu. INVT sadece ürün ihraç etmeyi değil, bulunduğu ülkelerde yerel ekipler kurmayı, müşterilerine yakın olmayı ve uzun vadeli değer üretmeyi hedefliyor. Almanya organizasyonunun kurulması da bu vizyonun önemli bir göstergesi.

  • INVT olarak önümüzdeki dönemde hem Avrupa hem de Türkiye’de nasıl bir büyüme hedefliyorsunuz?

Almanya, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olmasının yanı sıra; mühendislik, teknoloji, üretim ve standardizasyon alanlarında dünyanın referans ülkelerinden biri. Avrupa’da geliştirilen birçok teknik standart ve endüstriyel yaklaşımın çıkış noktası Almanya oluyor. Bu nedenle INVT, Almanya’yı sadece önemli bir pazar olarak değil, Avrupa’daki büyüme stratejisinin merkezi olarak konumlandırıyor.

Biz de Almanya’daki yapılanmamızı bu vizyon doğrultusunda şekillendiriyoruz. Hedefimiz yalnızca güçlü bir satış organizasyonu oluşturmak değil; yerel mühendislik, teknik destek, uygulama geliştirme, AR-GE ve servis altyapısını kurarak Almanya’dan tüm Avrupa’ya destek verebilecek sürdürülebilir bir organizasyon inşa etmek.

Bugün Avrupa sanayisi önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Dijitalleşme, enerji verimliliği, otomasyon ve maliyet rekabetçiliği her zamankinden daha kritik hale geldi. INVT’nin sahip olduğu geniş ürün portföyü ve çözüm kabiliyetiyle Avrupa sanayisinin bu dönüşümüne önemli katkılar sağlayabileceğimize inanıyorum.

Türkiye ise bizim için son derece stratejik bir pazar. INVT’nin Türkiye’deki geçmişi uzun yıllara dayanıyor ve şirket pazara sektörün güçlü ve deneyimli partnerleriyle  girdi. Bugün ise bu yapı, güçlü bir INVT Türkiye organizasyonu ile desteklenirken güçlü partnerlerimizle birlikte tüm Türkiye endüstrisine hizmet sunuyoruz.

Şunu belirtmek isterim: Ben iş hayatımın son 20 yılında partnerle çalıştım. Partnerlerin önemine ve birlikte çalışmanın nasıl başarıyı getirdiğine direkt şahitlik ettim ve şunu çok net ve gururla söyleyebilirim ki INVT inanılmaz partner odaklı bir firma; biz doğrudan yapılanma ile kanal partnerlerini birbirlerinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan ve birlikte daha güçlü ve esnek çözüm sunan iki önemli güç olarak görüyoruz.

INVT’nin ürün portföyü ve teknolojileri, Türkiye sanayisinin ihtiyaçlarıyla oldukça uyumlu ve rekabetçi çözümler sunuyor. Aynı şekilde Almanya’da da müşterilerimizin daha verimli, daha esnek ve küresel pazarda daha rekabetçi hale gelmelerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece ürün tedarik eden bir şirket olmak değil; müşterilerimizin uzun vadeli teknoloji ve çözüm ortağı olmaktır.

  • Ne mutlu ki; Endüstri/Otomasyon alanında sizin gibi Türk yöneticilerimizi global pazarlarda daha sık görmeye başladık. Bu yolu takip etmek isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Bence bunun en önemli nedeni, günümüz iş dünyasında yetkinlik, liderlik ve değer üretme becerisinin artık milliyetlerden çok daha fazla önem kazanmış olmasıdır.

Küresel şirketler, farklı kültürlerde başarılı olabilecek ve uluslararası ekipleri yönetebilecek liderlere ihtiyaç duyuyor.

Genç mühendis ve yöneticilere ilk tavsiyem, yabancı dili sadece iletişim aracı olarak değil, uluslararası kariyerin temel gerekliliği olarak görmeleridir. İngilizce artık vazgeçilmez. Bunun yanında ikinci bir yabancı dil de önemli bir avantaj sağlayacaktır.

İkinci olarak, sadece teknik bilgiyle yetinmemelerini öneririm. Bugünün yöneticilerinin aynı zamanda ticareti, finansı, müşteri yönetimini ve liderliği de anlaması gerekiyor. Teknoloji ile iş dünyasını birlikte okuyabilen profesyoneller her zaman öne çıkacaktır. Yapay zekâ ve dijitalleşmeyi iyi kullanabilmek önemli bir faktör olacaktır.

Bir diğer önemli konu ise farklı kültürlere açık olmaktır. Uluslararası kariyer, farklı bakış açılarını anlamayı, değişime uyum sağlamayı ve sürekli öğrenmeyi gerektiriyor.

Son olarak şunu söylemek isterim: Kariyer uzun bir yolculuktur. İnişler ve çıkışlar olacaktır; inişler bir dezavantaj değil, aksine önemli tecrübe ve öğrenmeye vesile olan süreçler olarak algılanırsa ve  yükselişlerin ise ancak alçakgönüllülük ve sürekli gelişmeyle sürdürülebilir olduğunu bilmek gerekir.

Kısa vadeli başarıların peşinden koşmak yerine, her görevde güvenilir olmayı, değer üretmeyi ve sürekli gelişmeyi hedefleyin.

Eğer yaptığınız işe tutkuyla yaklaşıyor, iyi bir dinleyici, başkalarından öğrenmeye açık ve insanlara gerçekten katkı sağlıyorsanız, başarı zaten bunun doğal sonucu olacaktır.

Ben de kariyerim boyunca bu anlayışla hareket etmeye çalıştım. Bugün Almanya’da INVT’nin yapılanmasını kurma sorumluluğunu üstlenmiş olmamın temelinde de bu yaklaşımın önemli bir payı olduğuna inanıyorum.