2003 yılında kurulan Inovance, kısa sürede zengin bir ürün ve çözüm portföyüne sahip olarak mühendislik süreçlerinde vazgeçilmez partnerlerden biri oldu. “Innovation” ve “Advance” kelimelerinin birleşiminden oluşan Inovance markası, sürdürülebilir ilerleme felsefesi ile teknolojik gelişmeleri kullanıcılara sunuyor.
Inovance’ın Türkiye ofisi geleneksel bir operasyonel merkezden çok daha ötesi. Çünkü Türkiye ve bölgesinde elde edilen deneyimler şirketin Ar-Ge ve mühendislik çalışmalarında referans oluyor. Endüstri ve otomasyon profesyonellerinin daha yakından tanımak istedikleri Inovance’ın Satış ve Pazarlama Müdürü Hakan Boyacı sorularımızı içtenlikle yanıtladı.
1- Inovance kısa sürede global bir marka olmayı başardı. Bu başarının temel dinamikleri nelerdir?
Inovance’ın global ölçekte kısa sürede güçlü bir konum elde etmesi, tesadüfi bir büyümenin değil; uzun vadeli teknoloji yatırımları, doğru segment seçimi ve disiplinli bir endüstriyel stratejinin sonucudur. Şirketin büyüme modeli incelendiğinde, klasik anlamda ürün bazlı genişleme yerine, çekirdek teknolojiler etrafında şekillenen bir “platform yaklaşımı” benimsediği görülmektedir.
Aslında bu yaklaşım, şirketin ismine de doğrudan yansımaktadır. “Inovance” ismi, “Innovation” ve “Advance” kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. Bu da şirketin temel felsefesini açık şekilde ortaya koyar: sürekli inovasyon ile ileriye gitmek ve teknolojik gelişimi sürdürülebilir bir şekilde ilerletmek. Bu yaklaşım, yalnızca bir marka söylemi değil; ürün geliştirme, Ar-Ge yatırımları ve pazara sunulan çözümlerin tamamında hissedilen bir stratejik yönelimdir.
Bu platformun merkezinde; güç elektroniği, motion kontrol ve endüstriyel yazılım yer almaktadır. Inovance, alçak gerilim sürücüler (LVD), orta gerilim sürücüler (MVD) ve servo sistemler gibi kritik alanlarda Çin pazarında lider konuma ulaşarak, otomasyon ekosisteminin temel yapı taşlarını kontrol eden bir oyuncu haline gelmiştir. Bu liderlik, yalnızca pazar payı ile değil; ürün güvenilirliği, sistem stabilitesi ve uygulama çeşitliliği ile de desteklenmektedir.
Şirketin bir diğer stratejik kırılım noktası ise dikey sektör derinleşmesidir. Asansör ve kompresör gibi yüksek hacimli ve teknik olarak kritik sektörlerde elde edilen liderlik, Inovance’ın yalnızca ürün sağlayan değil, uygulama mühendisliği ile değer yaratan bir çözüm ortağı olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, müşteri tarafında uzun vadeli bağlılık ve yüksek tekrar eden iş hacmi yaratmaktadır.
Robotik tarafında ise Inovance, özellikle SCARA segmentinde elde ettiği liderlik ile dikkat çekmektedir. 2024 itibarıyla Çin SCARA pazarında %27,3 seviyesine ulaşan payı, şirketin yüksek hız ve hassasiyet gerektiren üretim ortamlarında standart belirleyen bir oyuncu haline geldiğini ortaya koymaktadır. 6 eksen robot segmentinde ise özellikle hafif ve orta yük uygulamalarında sergilediği hızlı büyüme, Inovance’ın robotik alanında da sürdürülebilir bir yükseliş trendine girdiğini göstermektedir. Toplam robot pazarında yaklaşık %8,8 seviyesine ulaşan pay, bu büyümenin ölçeklenebilirliğini teyit etmektedir.
Özetle Inovance’ın başarısının temelinde; çekirdek teknolojilere hâkimiyet, dikey sektör uzmanlığı, yüksek Ar-Ge yatırımı ve entegre çözüm yaklaşımı yer almaktadır. Bu yapı, şirketi yalnızca bir otomasyon üreticisi değil, endüstriyel dönüşümün stratejik oyuncularından biri haline getirmiştir.
Bu doğrultuda Inovance, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan değil; inovasyonla gelişen ve gelişirken sektöre yön veren bir teknoloji şirketi olma vizyonuyla ilerlemektedir.
2- Inovance’ın ofis açtığı öncelikli ülkelerden biri Türkiye oldu. Şirketin büyüme stratejileri doğrultusunda Türkiye nasıl bir konumda bulunuyor? Türkiye’deki deneyimleriniz markanın Ar-Ge, satış-pazarlama süreçlerine ne gibi katkılar sağlıyor?
Türkiye, Inovance’ın global büyüme stratejisinde yalnızca coğrafi bir genişleme noktası değil, aynı zamanda operasyonel ve teknolojik bir referans pazarı olarak konumlanmaktadır. Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında bir üretim ve lojistik köprüsü olması, Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirirken; güçlü makine imalatı altyapısı ve esnek üretim kabiliyeti de bu konumu daha da pekiştirmektedir.
Türkiye pazarının en belirleyici özelliği, yüksek mühendislik beklentisi ve çözüm odaklı yaklaşımıdır. Bu pazarda rekabet edebilmek için yalnızca ürün performansı yeterli değildir; sistem entegrasyonu, uygulama mühendisliği ve satış sonrası destek kritik rol oynamaktadır. Bu durum, Inovance’ın entegre çözüm yaklaşımı ile doğal bir uyum içerisindedir.
Türkiye’de edinilen saha deneyimi, şirketin global Ar-Ge süreçlerine doğrudan katkı sağlamaktadır. Özellikle makine üreticilerinden ve son kullanıcılardan gelen geri bildirimler, ürün geliştirme döngüsüne hızlı bir şekilde entegre edilmekte ve bu sayede ürünler daha esnek, daha modüler ve daha rekabetçi hale getirilmektedir. Türkiye, bu anlamda yalnızca bir tüketici pazarı değil, aynı zamanda ürün geliştirme sürecinin aktif bir parçasıdır.
Ayrıca Türkiye’de geliştirilen çözüm bazlı satış ve mühendislik yaklaşımı, benzer dinamiklere sahip diğer gelişmekte olan pazarlarda da ölçeklenebilir bir model oluşturmaktadır. Bu yönüyle Türkiye, Inovance’ın globalleşme sürecinde stratejik bir öğrenme ve adaptasyon merkezi rolü üstlenmektedir.
3- 2026 yılı için sektörlerle paylaşacağınız yeni ürün ve projelerden bahsedebilir misiniz?
2026 yılı, Inovance açısından yalnızca ürün lansmanlarının değil, aynı zamanda yeni nesil endüstriyel mimarilerin şekilleneceği bir dönem olacaktır. Şirketin bu dönemdeki stratejik odağı üç ana eksende toplanmaktadır: gelişmiş motion kontrol teknolojileri, robotik çözümler ve enerji yönetimi sistemleri.
Motion kontrol tarafında, Wi-Fi tabanlı haberleşme altyapısına sahip yeni nesil servo sistemler önemli bir dönüşümü temsil etmektedir. Bu sistemler, geleneksel kablolama bağımlılığını azaltarak makine tasarımında esneklik sağlamakta, aynı zamanda devreye alma süreçlerini hızlandırmaktadır. Bunun ötesinde, veri erişimi, uzaktan izleme ve kestirimci bakım gibi fonksiyonlar sayesinde üretim sistemlerinin dijitalleşmesine doğrudan katkı sunmaktadır.
Bu yaklaşımı tamamlayan bir diğer önemli yapı ise IFA (Industrial Field Automation) platformudur. IFA, PLC, motion kontrol, robotik ve diğer otomasyon bileşenlerini tek bir mimari altında birleştirerek, yazılım odaklı ve modüler üretim sistemlerinin kurulmasına olanak tanımaktadır. Bu platform, özellikle makine üreticileri için geliştirme sürelerini kısaltan, entegrasyon süreçlerini sadeleştiren ve sistem performansını optimize eden bir altyapı sunmaktadır.
Robotik tarafında ise Inovance, hem geleneksel endüstriyel robotlar hem de kolaboratif robotlar (cobot) ile portföyünü genişletmektedir. SCARA robotlarda elde edilen liderlik, yeni nesil modellerle daha da pekiştirilirken; 6 eksen robotlarda farklı yük segmentlerine yönelik çözümler geliştirilmeye devam edilmektedir. Cobot çözümleri ise esnek üretim ihtiyaçlarına cevap veren, insan-robot iş birliğini mümkün kılan yeni nesil üretim anlayışının önemli bir parçası olarak konumlanmaktadır.
2026 vizyonunun en kritik bileşenlerinden biri ise enerji depolama sistemleri ve bu sistemlerin temelini oluşturan PCS (Power Conversion System) çözümleridir. Inovance, güç elektroniği alanındaki derin tecrübesini bu alana taşıyarak, yüksek verimlilik ve güvenilirlik sunan PCS çözümlerini pazara sunmaktadır. Bu sistemler, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu, şebeke stabilizasyonu ve endüstriyel enerji yönetimi açısından kritik bir rol oynamaktadır.
Ayrıca orta gerilim sürücü (MVD) teknolojileri de Inovance’ın stratejik odak alanlarından biri olmaya devam etmektedir. Enerji yoğun sektörlerde verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerinin artmasıyla birlikte, MVD çözümlerinin önemi giderek artmaktadır ve Inovance bu alanda da liderliğini pekiştirmeyi hedeflemektedir.
4- Okuyucularımıza son olarak neler söylemek istersiniz?
Endüstriyel otomasyon ve enerji teknolojileri, artık yalnızca operasyonel verimlilik araçları değil; şirketlerin rekabet gücünü, sürdürülebilirlik performansını ve uzun vadeli büyüme potansiyelini belirleyen stratejik unsurlar haline gelmiştir. Bu dönüşüm sürecinde, teknoloji seçimleri kadar, bu teknolojileri doğru şekilde entegre edebilen iş ortaklarıyla çalışmak da kritik önem taşımaktadır.
Inovance olarak yaklaşımımız, müşterilerimize ürün sunmanın ötesine geçerek; onların üretim ve enerji yönetimi süreçlerini kapsayan, entegre ve sürdürülebilir çözümler geliştirmektir. Güçlü Ar-Ge altyapımız, geniş ürün portföyümüz ve yerel mühendislik kabiliyetimiz ile müşterilerimizin dönüşüm yolculuğunda uzun vadeli bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde robotik, dijitalleşme ve enerji depolama teknolojilerinin kesişiminde yeni bir endüstriyel paradigma oluşacağını öngörüyoruz. Inovance, bu dönüşümün merkezinde yer alarak, yalnızca bugünün değil, geleceğin üretim ve enerji sistemlerini şekillendiren bir teknoloji sağlayıcısı olmaya devam edecektir.





























